Hangi resim daha mübarek, hangi yazı daha kutsal duruyor diye yarım saat düşündükten sonra kandili, sade bir resimle kutlamayı tercih ettim. Çocukların öldürüldüğü (ya da son zamanda iyice gözümüze sokulmaya başladığı); siyasetin bu kadar şiddetli olduğu, toplumun her kesiminin bu kadar politize olduğu bir dönemde, her şeyden çok bir bütün olduğumuzu hatırlamamız için dua ediyorum. Eskiden neyse şimdi de öyle olsun istiyorum, "Nerde o eski bayramlar?" diyen pir-i fani bir ihtiyar edasıyla. Hiç kimse diğerinin ne düşündüğünü ne istediğini umursamadan davranıyor ve ben bunun sebebini tamamen medyaya buluyorum. Neyi düşüneceğimi, neye sevineceğimi, nasıl giyineceğimi söyleyen ekranlar hayatımda olduğu sürece, yapılanlar yüzünden müsebbiblere de gönül rahatlığıyla sövemiyorum. "Vicdan" müessesinin yerini Politik kaygılar ve menfaat beklentileri aldığından, ne insanlığımızdan ne de müslümanlığımızdan dem vurabileceğimizi zannetmiyorum. Birisi, bir çocuğu vahşice öldürüyor, öteki karısını sokak ortasında delik deşik ediyor. Bunlara gördüğü halde dur demeyen de bilgisayar başına geçip konuyla alakalı fotoğraf ve yazılar paylaşıp, sanal acılara gark olan da aynı İNSAN. Ekranları başında küfürler eden, acılarını paylaştığını belli etmek için yazdığı şeyi sımayliyle dolduran ama sokakta böyle bir şeyle karşılaşıp arkasını dönüp giden de "sen,ben o", başkası değil. Yaşadığımız duygu durumu "dostlar alışverişte görsün." Kalkıp onu yetiştiren anne babaya da sövsen, içinde bulunduğun kültüre de sövsen sonuç değişmeyecek. Onun anne-babası da, sahip olduğu kültürün taşıyıcısı ve geliştiricisi de sensin. Yapabileceğin en işe yarar hareket, aynanın karşısına geç ve aynadakine tükür.
Felsefede büyük ve küçük çerçeve temsili vardır. Küçük çerçeve: insanın direk müdahil olduğu dünya; büyük çerçeve: tüm insanlar. Geçmişimizde küçükten çok büyük çerçeveye odaklanırken, özele indirgersek: komşumuz açken tok yatmadığımız zamanlarda; daha bir güzel, daha bir milletmişiz sanki. Tabi anlatılan kadar biliyoruz, herkes kendinden önce başkasını düşünürmüş ve anlatılan bir derviş hikayesindeki gibi ( http://www.mumsema.com/dini-hikayeler/126266-sevgi-ve-kardeslige-dair-bir-oyku-dervis-kasigi.html ) herkes başkasını doyurarak doyarmış. Tarihçilerin ne dediği umrumda değil, eskiden de kötü insanlar varsa bile geçmişte bundan daha iyi olduğumuzu düşünmek mesut ediyor beni. İçinde yaşadığımız günlerin daha iyiye gitmediğini görüp dururken geçmişi de yıkmak, bindiği dalı kesmek gibi bir bakıma. Tutunacak hiç bir dalı kalmayan insanın içine düştüğü umutsuzlukla, "zaten iyi değildi, bundan sonra da hiç iyi olmaz." diyerek, zaten pek de görünmeyen bir menzili de kaybedemeyiz.
Normalde insanlar geleceği hedeflerken durum daha insani şeyler olunca geçmiş, günümüze göre daha iyi gözüküyor nedense. Buna ne diyeceğiz peki? İki seçenek var: ya bu bir "modern gericilik" ya da ben yaşlanmaya başladım
Konu dağılıp nerelere geldi. ehem ehem; Efendim, regaip kandiliniz kutlar, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ederim.