17 Kasım 2013 Pazar

Herkes kendi küçük bilgi çöplüğünde olanları biliyor, sadece orada ötebiliyor ya; bütün dünyayı da oradaki çöplerden ibaret sayıyor. Dünyada ne olmuş ne bitmiş biliyor, neden böyle olmuş diye düşünme ihtiyacı bile hissetmiyor. Kendi bulunduğu tarafın karşı kıyısına taş atar da durur. Her verileni yemekle, her ıslık çalana gitmekle suçlar; en bilinen tabiriyle koyundur onun gibi düşünmeyen. Bilmezler ki sadece yalaklar farklıdır çobanlar aynı.

Sömürüye Darbe

Topyekün bilinçlenmiş insan güruhları olarak kapitalizme tüm imkanlarımızla saldırmazsak pek de yapabileceğimiz bir şey yok. Kapitalizm hergün çıkardığı yeni ürünlerine alıcı arayıp, insanları 3 kuruşa çalıştırarak ürettiği ürünleri bize 333.33 kuruşa satarken argüman üretmenin hiçbirimize fayda sağlamayacağı kanaatindeyim. Zamanımızı laf üreterek harcayacağımıza savaşa bugünden başlamak, belki de hayatımız boyunca attığımız en işe yarar adım olur. En basitinden tükettiğimiz ürünlerin bize faydasıyla fiyatının denk olmasına özen gösterebiliriz. Bu bizden bir şey eksiltmez, sadece lüksümüzü kısar. Amacım tüketimi engellemek değil, üretimin gereğinden fazla yapılarak emeğin önemsizleştirilmesinin önüne geçmeye çalışmaktır.

2 Kasım 2013 Cumartesi

Sorun ki konuşabilelim.

Bloglar maalesef ki ülkemizde pek yaygın olarak kullanım alanı bulamıyor. Nedeni ise insanımızın genelde popüler olana yönelip daha fonksiyonel ya da daha faydalı kullanımları olan diğer alternatifleri değerlendirmemesi. Her şeyi biliyorum gibi bir iddiam yok. Hani bir zamanların Güzin ablası vardı, herkes ondan akıl danışırdı; bir nevi akıl hocası, bir çeşit sırdaş. Sadece bunun için bile olsa soru sorun bana, muhabbetimiz artsın. Karşılıklı tartışmalar olsun, fena mı olur?