 |
| Adamın Dibi |
Afrika’nın
kuzeyinde yer alan, küçük bir ülkedir
Angarya. Sömürge dönemlerini geride bırakarak çoğunluğu Müslüman insanların
oluşturduğu bir ülke. Fazla bir üretimi olmasa da kaynaklarını kullanarak
bugünlere gelmiş bir tarım ülkesi.
Senelerdir medyayı
kullanarak beyin yıkayan bir hükümetin yönetiminde. Memleketin tüm kurumları
satıldı, kanunlar değiştirilerek hükümet yandaşı şirketler zengin edildi. 3
seçimdir iş başına gelen başbakan Richter Taison Erguvain, yıllarca dinlerini
yaşamasına izin vermeyen geçmiş hükümetlerin ekmeğini yiyor. Nasıl diye soracak
olursanız, dikkate alınmayan isteklerini gerçekleştireceğine inandıkları yeni
bir adam görünce, daha önce de olduğu gibi bu adama umutlarını bağlayan halk,
memleketin nerelere gittiğini fark etmeyecek kadar gözü boyanmış bir durumda.
Bazı garibanların hipnoz derecesinde her söylenene inandığı, bir şeyler
düşünmeyi bırakarak zamanla tüm doğrularını paralel gördükleri başbakan ne
derse ona inanmaya başladıkları bağımsız test kuruluşlarınca ölçümlendi.
Devlet
televizyonları devamlı surette hükümetin propagandasını yapıyor; yönetime
getirilen insanlar gerçekleri gizleyerek, sanki her şey mükemmel gidiyormuş
gibi gösterdikleri ölçüde yüksek mevkilere getiriliyorlar. Birkaç tane medya
patronu gerçekleri yazmaya yeltendi ve büyük vergi cezalarıyla kıvrandırıldı.
Şu anda neredeyse tüm televizyon kanalları hükümet çığırtkanlığı yapıyor.
Televizyonla ilgili bir anısını paylaşan arkadaşım şunları söyledi:
- Sabah uyandığımda art’yi (angarya radio television) açacağıma
yanlışlıkla muhalif bir kanalı açmışım. Spiker, “ Sayın başbakan Richter Taison
Erguvain, yakalanan teröristin tüm suçunun aldığı kellerinin hesabını verememek
olduğunu söyledi. Sayın başbakanın vatan için düşünmeden canını veren
kahramanlar için bu kelimeleri sarfetmesi halktan yoğun tepki aldı.” , dedi.
Ben bir anda acaba yanlış mı duyuyorum dedim. Devamını da izlediğimde ülkenin
hiç de iyi bir durumda olmadığını fark ettim. Benzine zam yapılmış hatta sizin
ülkeden sonra en pahalı benzini biz kullanıyormuşuz. Düşünsene dostum;
bulunduğumuz coğrafyada benzine bu kadar para vermek hangi mantığa sığar. Sonra
arkadaşı aradım ve hangi kanalı izlediğini sordum. O da art’yi izliyormuş.
Başka bir kanala geçmesini söyledim ve o da benim gibi şoke oldu. Bu kadar kötü
bir durumda olduğumuzu o da fark edememişti.bir Böyle bir duruma bir gecede
gelemeyeceğimizi anlayınca daha önce ART'den başka kanalı izlemediğimiz geldi aklıma. Başka
birkaç arkadaşa daha haber verip olayı gidip araştırdım biraz. Şaşkın bir halde
yanıt bekleyen on kadar adam olmuştuk. Televizyon izlememeye, insanları da
bunun zararları konusunda ikna etmeye karar verdik. Ailemden başladım
“uyandırma hareketine” (kendi aramızda böyle dedik ve çok da havalı oldu). İlk
babama söyledim, haber izliyordu. Aldığım tepki o kadar sertti ki acaba yanlış
bir şey mi söyledim diye tekrardan aynı şeyleri söyledim. “Ne papağan gibi
tekrarlıyorsun aynı şeyleri, bu söylediklerin ülkemizin ileri gitmesini
istemeyenlerin argümanları. Vatandaşın hayat şartlarının iyileşmesini istemeyen
şer odakları yapıyor bunları, inanma oğlum bunlara. Ben yılların verdiği
tecrübeyle neyin ne olduğunu senden daha
iyi bilirim. Senin hayat tecrüben teorik, ben bolca pratik de yaptım.” Biraz
daha üstelersem dayak yiyeceğimi anlayıp sıvıştım. Etrafta benim gibi olan
insanların varlığı beni güçlendirdi. Onlarla fikir alışverişinde bulundum, her
gün başka saçmalıklarını öğrendiğim Richter Taison Erguvain, benim için artık
bir üçkağıtçıdan başka bir şey değil. Siyasetin az buçuk ne olduğunu bildiğimden
artık o kadar da kızmıyorum. Bunca sene yaptıklarımız bir hobiden öte gidemedi.
Kendimiz çaldık kendimiz oynadık. Bu sürede en çok hoşuma giden; ilüzyonla
çepeçevre sarılan insanların, bunun etkisinden çıktıktan sonraki hallerindeki
değişimler. Mağaradan çıkan birinin gözünün kamaşması gibi yeni duruma uyum
sağlamaya çalışıyorlardı.
Ülkenin dini lideri
zamanında bunlara büyük destek vermiş. Halkla aynı yanılgıya düşüp dinlerini
yaşamak isteyen insanları rahat bırakacaklarını düşündüğünden tüm insanları
desteğe çağırdı. Ne olursa olsun, toplumun önde gelen bir ismi olarak bu kadar
çabuk karar vermeyecekti. Şu anda aralarında da bir husumet olduğu söyleniyor.
Öyle gösterilmeye çalışılıyor da olabilir. Artık internete de güvenilmez oldu.
Buradaki haber sitelerinin kaynağı da ülkenin önde gelen ajansları.
İnsanların geçmiş
iktidarlarından yakındığı nokta, vatandaşın hayatına çokça karışılmasıymış.
Diğerleri “yasak” deyip geçiştirdiler ama bunlar hep mantıklı kılıflar
uydurmuşlar. Mesela geçenlerde tuzu yasaklamışlar. Bu basit bir örnek ama bence
devletin vatandaşın seçimlerine saygı göstermesi gerekiyor. Çok garibime giden
bir yasak: kapalı yerlerde çikolata yemek yasakmış. Sebebi de insanların canı
çekip onlar da yiyip kilo alıyormuş. Paketlerine resimler falan koydurmuşlar,
sağlığa zararlı demek için. %350 vergi alınıyormuş. Geçenlerde sağlık bakanı
açıklama yapmış; vergilerin çok olmasının sebebi, sağlığı bozulan insanların
devlete yük oluşturması. Kilosu da 3453497 angarya pezosuymuş; bizim parayla 249
lira. Yasaklandığı için tüketim artmış, bağımlıları çıkmış piyasaya. Kullanma yaşı da 11 yaşına kadar
düşmüş. Okul kapılarında kaçak bir şekilde satışı yapılıyormuş. Vergisiz olunca
halk bunu tercih ediyormuş.
Daha önceleri
yönetimi "askeri diktatörlük" olan ülke zamanında, çok zor günler
geçirmiş. Askerler gaddarca her sabah içtima yaptırıp şınav çektiriyormuş çoluk
çocuk demeden herkese. Hava kararmaya yakın da yolda sokakta biriken çöpleri
toplatıyormuş. Bundan sıkılan halk sivil iktidarın nasıl bir şey olduğunu da
ilk defa bunlarla görmüş aslında. Asker herkesi, kimlik bilgileriyle tasnif
etmiş. Bunun adı bizde “fişleme”. Sivil iktidarda bunun olmayacağını
zannediyorlarmış ama geçenlerde bir gazetecinin ortaya çıkarttığı belgeler
fişlemelerin hiç son bulmadığını gösterdi. Başbakan Richter Taison Erguvain
yaptığı açıklamada bu fişleme olaylarını ortaya çıkartanların devlet sırlarını
açıklayarak vatana ihanet ettiğini belirtti. Ülkenin gelecekte iyi yerlere
gelmesini istemeyenlerin işi olduğunu belirtti. Herkes öyle bir alkış tuttu ki
insanları dosyalayıp raflara özelliklerine göre sınıflayan adam değildi sanki
karşılarındaki. Bir anda unutuverdiler ve oynak bir havayla bayraklar
sallanmaya başlandı. “Uyandırma hareketi“ni başlatan arkadaşımı arayıp haberleri
yerinden almak istedim. Telefonu kapalıydı. Ertesi gün aralarında bakanların
çocuklarının da olduğu ülkenin önde gelen kişileri bir soruşturma kapsamında
sorguya alındılar. Arkadaşımın emekleri sonunda boşa gitmeyecek diye sevinirken
Başbakan Richter Taison Erguvain ART’de açıklama yaptı. Yapılan yolsuzluklarla
ilgili hiç konuşmadı. Olma ihtimalini bile değerlendirmiyordu. Söylediğine göre
bunu yapanlar partilerini yıpratma çabasına girmiş şer odaklarıydı. Şimdiye
kadar tüm yolsuzlukların üstüne gitmiş bir parti böyle bir şeyi yapabilir
miydi? Harbiden lan, öyle saçma şey mi olur? Bu adam neden böyle bir şey
yapmaz? Yok yapar mı? Layn, beni de etkilemeye başladı, Allah’ım aklıma
mukayyet ol.
Bugün size
bahsettiğim “uyandırma hareketi”ndeki arkadaşımdan haber aldım. Kimse söylemedi
bir şey, televizyonda duydum adını, ”Fişleme ile ilgili asılsız haberleri yapan
Amurah Akselem evinde ölü olarak bulundu.”
Bunu neden
yazıyorum sizlere, biliyor musunuz? Fazla uzağımızda olmayan bir ülkede yaşanan
olaylar bunlar. Sabah akşam yatıp halimize şükretmeliyiz başımızdaki
büyüklerimiz için. Hepsi sadece kendini düşünmüyor, bizim cebimizi de
dolduruyorlar. Memleketi muasır medeniyetler seviyesine çıkartıp refah
seviyemizi yükselttiler. Ben iktidarımızdan memnunum. Buradan herkesin duyacağı
şekilde söylüyorum, " Başbakanım çok yaşa!".